Fikri Mülkiyet Haklarının Gümrük Kapılarında Korunmasına İlişkin Hukuksal Prosedür

Fikri Mülkiyet Haklarının Gümrük Kapılarında Korunmasına İlişkin Hukuksal Prosedür

Günümüzde Fikri ve Sınaî  haklar ve bu hakların korunması büyük önem arz etmektedir. Teknolojik gelişmeler çerçevesinde üretilen buluşlar, ürünler, markalar ve inovatif tasarımların her geçen gün yenileri piyasaya sürülürken, hukuki anlamda yeterli bilince sahip olmayan ürün sahipleri hak kaybına uğramaktadır. Fikri ve Sınai değeri olan bir ürünün, markanın, buluşun veya tasarımın koruma altına alınmamış olması veya koruma altına alınsa da yeterli bir şekilde haklarının korunmaması, ürün sahibini ekonomik faydadan yoksun bırakacağı gibi bir markanın üçüncü şahıslar tarafından kötü niyetli kullanımı da marka sahibinin ticari kaybına neden olacaktır. Fikri ve Sınaî hakların korunması, bu gibi potansiyel hak ihlallerinin önüne geçmek ve fikirleri gerçek piyasa değerinden işletme varlıklarına dönüştürmek bakımından oldukça önemlidir.

Bu çerçevede Fikri ve Sınaî Haklar uygulamaları Türkiye'de uluslararası ve yerel düzenlemeler ile ciddi bir biçimde korunmaya çalışılmaktadır. Bunlardan bir tanesi de bir ürünün yurtdışından Türkiye'ye girişinde veya Türkiye'den yurtdışına çıkışındaki kontrolü sağlayan gümrük kapılarında hak sahiplerinin haklarının ne şekilde korunacağını belirleyen gümrük mevzuatıdır. AB mevzuatına uyum çerçevesinde 564 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Gümrük Kanunu'na ilişkin yeni düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemelerden bir tanesi de, fikri ve sınaî mülkiyet haklarına ilişkin olan düzenlemedir. Avrupa Gümrük Koduna uyarlanmış 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 57 inci maddesi ile Gümrük Yönetmeliğinin ilgili maddeleri Fikri ve Sınaî  hakların gümrüklerde ne şekilde korunacağını açıklamaktadır.

Gümrük Kanunu'nun 57. maddesine göre "Fikri ve sınaî haklar mevzuatına göre korunması gereken haklar ile ilgili olarak hak sahibinin yetkilerine tecavüz eder mahiyetteki eşyanın alıkonulması veya gümrük işlemlerinin durdurulması hak sahibinin veya temsilcisinin talebi üzerine gümrük idareleri tarafından gerçekleştirilir." Kanun'daki maddeden de açıkça görüleceği üzere gümrük müdürlükleri gümrük kapılarından geçen bir ürünün işlemlerinin durdurulması için hak sahibinin talebine gerek duymaktadır. Kanun'un 2. fıkrasında bu durumun istisnası bulunmaktadır. Buna göre gümrük idaresine henüz bir talepte bulunulmadığı durumda ve söz konusu eşyanın fikri ve sınaî mülkiyet haklarını ihlal ettiğine dair açık deliller olması halinde, hak sahibinin geçerli bir başvuruda bulunabilmesini teminen, gümrük idareleri tarafından eşya üç işgünü süresince re’sen alıkonulabilir veya eşyanın gümrük işlemleri durdurulabilir.

Gümrük işlemlerinin hak sahibinin talebi ile durdurulabilmesi için Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın hazırladığı ve hak sahibinin kendisine ait olduğunu iddia ettiği ürün veya markaya ilişkin bilgilerin eklenmesi gereken Ek-13 formunun doldurulması gerekmektedir. Bakanlığın yapmış olduğu yeni düzenleme ile söz konusu bu talep artık elektronik başvuru yöntemi ile gerçekleştirilmektedir. Bu kapsamda, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından yürütülen çalışmalar neticesinde hak sahiplerinin 1/4/2013 tarihinden itibaren Bakanlığın kurumsal internet sayfasında yer alan “Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları Programı” kullanılarak elektronik imza ile giriş yapmak suretiyle “Fikri ve Sınai Hakların İhlali İle İlgili Olarak Gümrük İdaresinin Harekete Geçmesine İlişkin Başvuru Formu”nu elektronik ortamda doldurarak Bakanlığa gönderebilmesi ve ilgili başvuru sonucundan e-posta aracılığıyla bilgilendirilmesi mümkün kılınmıştır. Nitekim Gümrük Yönetmeliği'nin 103. maddesinde "Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın gümrüklerde el koyma ve durdurma işlemlerine ilişkin ek-13’te yer alan Fikri ve Sınai Hakların İhlali İle İlgili Olarak Gümrük İdaresinin Harekete Geçmesine İlişkin Başvuru Formu ile elektronik olarak gümrük idaresine yapılır." denmektedir.

Bakanlığa iletilecek olan söz konusu elektronik başvuru formu doldurulurken; hak sahibinin tescil ettiği ürün veya markaya ilişkin bilgiler, başvuru sahibi ve başvuru sahibine ilişkin bilgiler, başvuru konusu hak türünün ne olduğu, orijinal ürün ile orijinal olmayan ürün arasındaki farkları gösteren belgeler istenmektedir. Ürün veya markanın hak sahibine ait olduğunu gösteren her türlü delilin ibraz edilmesinde fayda bulunmaktadır. Bu bilgi ve belgelerin eklendiği form Gümrük ve Ticaret Bakanlığı yetkilileri tarafından incelenmekte ve gönderilen belgelerin eksiksiz olması halinde talep formu Bakanlık tarafından kabul edilmektedir. Bu aşamadan sonra hak sahibinin ürünü veya markasına ilişkin gümrük kapılarındaki işlemlerinde hak sahibi veya hak sahibi adına hareket eden başvuru sahibine ürünün tespit edildiği gümrük müdürlüğünce bilgi verilmektedir. Verilen bilgi doğrultusunda gümrük işleminin durdurulması konusunda hak sahibinin bir talebi olması durumunda gümrük yetkililerince tespit edilen ürünle ilgili  bir tutanak tutulur ve talep edildiği takdirde üründen bir numune hak sahibine incelenmek üzere verilir. Akabinde Gümrük Müdürlüğü Kanun'un 57. maddesinin 3. fıkrasını uygulayarak, alıkonulan ürünün şayet bozulma tehlikesi varsa hak sahibine üç gün diğer şartlar altına on günlük süre vererek geçici olarak el konulan ürünlerin işlemlerinin durdurulması yönünde ilgili mahkemeden ihtiyati tedbir kararı getirilmesini talep eder. Hak sahibi aldığı tedbir kararından sonra da Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 397/1 maddesine göre iki hafta içerisinde esas hakkındaki davasını açması ve bu durumu gösterir bir belgenin gümrük idaresine ibraz etmesi gerekmektedir. Her ne kadar Gümrük Yönetmeliği'nin 107. maddesinde esas hakkındaki davanın ihtiyati tedbir kararının alındığı tarihten itibaren on gün içerisinde açılması gerektiği belirtilmiş olsa da, hem ilgili Yönetmeliğin mülga HUMK'taki tedbir hükümlerine göre düzenlenmiş olması hem de kanunların yönetmeliklere göre hüküm bazında önceliğe sahip olması sebebiyle ilgili yönetmelik maddesindeki tedbir hükmünün bir manası bulunmamaktadır. Tedbir kararından itibaren iki haftalık süre içerisinde hak sahibi tarafından esas hakkında dava açılmaması halinde ihtiyati tedbir kararı kendiliğinden ortadan kalkacaktır.

Uygulamada mevzuat hükümlerinin doğru anlaşılması konusunda bazı sıkıntılar yaşansa da    gümrük mevzuatında Fikri ve Sınaî  hakların korunması için gerekli düzenlemelerin hassasiyet içerisinde yapıldığını söyleyebiliriz. Tüm bunlarla birlikte hak sahibi tarafından fikri ve sınai haklarını korumak adına başlattığı bu işlemlerde, aleyhinde ihtiyati tedbir kararı verilen şirketin zarara uğradığından bahisle tazminat talebiyle karşı karşıya kalabileceği göz ardı edilmemelidir. Zira gümrük kapısında ürünlerine el konulan şirketin gümrük işlemlerinin sekteye uğraması ekonomik açıdan şirketin zarara uğramasına sebep olabilir. Dolayısıyla söz konusu işlemlerin titizlikle takip edilmesi gerekmektedir ve şayet gümrük kapısında tespit edilen ürünün hak sahibinin fikri ve sınai hakkına tecavüz eder nitelikte olmadığı kanısına varılırsa hak sahibi tarafından ilgili sürecin biran önce durdurulup işlemlerin sağlıklı bir şekilde bitirilmesi faydalı olacaktır.